Canlı Doğuran Akvaryumu İnceleme

Hemen hemen herkezin ilk başlangıç serüvenlerinden biridir canlı doğuranlar. Ve çoğunlukla hatalı kombinasyonlarla karma akvaryumlar kurulur. Bunun temel sebeplerinden biriside akvaryumcu diye tabir ettiğimiz petshopların çoğunluğunun para hırsına yenilmesidir. Japon -lepistes – melek balığı – çöpçü – vatoz tarzı karmalar yapılır. Uyum aranmaz.İlk defa balık besleyecek kişinin boyutlarda ve renklerde değişik arayışlar içinde olması da bir etkendir bu yanlış kurulumlara. Bu yazımızda  doğru bir şekilde nasıl canlı doğuran akvaryumu hazırlayabiliriz onu irdeleyeceğiz.

7 aylık canlı doğuran akvaryumumu 2 hafta önce dağıtmak zorunda kaldım. Tahminimden fazla yaşanan nufüs patlaması ,buna bağlı temizlik ekipmanlarının bakım peryodunun kısalması ve yem maliyetinin artışı en büyük etkenlerden oldu.10 yetişkin canlı doğuranla başladığım maceraya 200 yetişkin canlı doğuranla nokta koymuş oldum. Başlangıçta 1 adet vatozum da vardı ,2 ay gibi kısa sürede serçe parmağım kadar boydan 15 cm lere boy attığını görmek bu balığın fazlasıyla uygun olmadığını bana gösterdi ve akvaryumdan çıkarmak zorunda kaldım. Dediğim 10 yetişkin canlı doğuran türleri lepistes ,plati ve veliferaydı. Birçok kaynakta birbirleri ile uyumsuz olabilecekleri hususunda yazılar okudum. Ortam üzerinde iyileştirmeler yaparak bu türlerin hepsini aynı akvaryumda tutmaya çalıştım. Ve sonuç olarak ben yaptım oldunun çok üzerinde bir verim elde ederek kişisel anlamda bu hipotezi çürüttüğümü düşünüyorum.

Kurulum detaylarına şöyle bir göz atacak olursak ; 100x60hx50 akvaryum net 250 lt.  Bir kaç kök çam ,elodea ,zeytin ,java moss ve fern,limon ,rotala ,saz bitkilerinden ektim.Zemin olarak 2 cm kadar midye kırığı ,3 cm kadar quartz (3-5mm/tane) ,1  adet 35 cm mango kökü ,aydınlatma olarak 2 adet 32 watt T5 simit floresan ,1 adet 2000/h 5 depet dış filtre ,hava için sobo tek çıkış hava motoru. Akvaryum günde 4-5 saat güneş alan cam kenarında ,aydınlatma ayrıca 8 saat açılıyor. Kurulumdaki en büyük eksiklikler şüphesiz zemin eksikliği ve aydınlatma yetersizliği olarak göze çarpıyor. Zamanla aydınlatmayı 240+ wata çıkarmış olsamda beslediğim bitkilerin çoğu için gereksiz bir harcama olduğu kanısına varmam fazla sürmedi. Zeminde keza aynı şekilde toprak olmasada olurdu tarzında bitkiler olduğundan pek önemsemedim.

Bitkilendirme canlı doğuranların olmazsa olmazıdır. Ama yapay bitkilerdende uzak durmamız gerekir. Yapay bitkiler suyun kalitesi üzerinde olumlu olumsuz herhangi bir faydaları olmayacağı gibi ,keskin ve sert yüzeyleri ile ona sürtünmeye çalışan veya kaçarken değen canlılarınız için tehlikeli bir silah konumundadır. Ayrıca bazı kalitesiz markaların suya yapacağı kimyasal salınımlarla balıklarınızı ağır ağır öldüreceğide acı bir gerçektir.

Gerçek bitki ,başlangıç aşamasında bakımı kolay türlerden seçilmelidir.Görüntüsü hoş diye alacağınız co2 ve yüksek ışık isteyen türler akvaryumunuza adapte olamayıp çürüyecek, suyunuzun kalitesini bozacaktır. Benim favorim elodea ,çam ,java moss ,java fern,pistia ,su mercimeği tarzı bitkilerdir. Bunlar yüksek ışık  ,özel bir gübreleme ,co2 desteği olmadanda yaşamlarını sürdürüp, gelişebilirler. Canlı bitkinin balıklar üzerinde stresi azaltıcı olumlu bir etkisi vardır. Ayrıca canlı doğuranların yavruları için saklanacak / kaçacak mekanlar oluştuğundan yenilme olasılıkları azalır. Bu sayede ek bir maliyet veya çaba harcamadan balıklarınızı amatör anlamda çoğaltmış olursunuz. Yavruluk ,ayrı akvaryum/kab ,alternatif plastik/laylon parçalar anaçların veya yavruların da ölümlerine neden olabilmektedir. Bu sağlıksız ürünleri/yöntemleri kullanmaktansa canlı bitki hususunda ısrarcıyım. Üstelik bizim şehirde bitki yok diyemezsiniz. İnternet üzerinde 10 larca site ufak meblalar karşılığında Türkiyenin her yerine bitki / canlı göndermektedirler.

Yazının başında tür uyumundan bahsetmiştik.Neden aynı sınıfın 3 ferdi içiçe yaşamasın. Tabi bunun bir bedeli olmalı. Çok geniş hacimler ,bol bitkilendirme canlılar arasında sınıf farkının stresini alacak yegane etkenlerdir. Geniş hacimler çok tecribe ister diyenlerde var ,ama bilmelisinizki küçük hacimlerde balık bakmak daha zordur. Su dengeleri anlık değişir. Kontrol altına alamazsınız. Kimyası oturmuş geniş hacimli akvaryumlarda kolay kolay çürüme kokuşma olmaz ,uzun süreli kesintilerde dahi su ısısı ani düşmeyeceğinden balıklarınızın sağlıklarında ciddi değişimler gözlenmez. Geniş hacimlerde su değerlerinde en iyi verimi yakalayabilmeniz ve temizliğindeki pratiklik açısından dış filtreleri tavsiye ederim. Bitkili akvaryum olduğundan dip çekimi ,su değişimi yapmanız gereksiz olacaktır. Eksilen suyun ilavesi kafi gelir. Su sıcaklığının sabit 25 – 28  derecede tutulması hem bitkileriniz için hem balıklarınız için idealdir. Ben bu sıcaklık aralarında en çok verimi almıştım. Veliferaların sert yapıları gereği diğer canlılara sıkıntı çıkaracağını düşünüyordum. Özellikle her yerde kanunlaşmış 2 erkek 1 akvaryumda sıkıntı çıkarır yazılarından sonra sürekli olarak gelişen yavruları gözlemlemeye başladım. Aynı ortamda büyüdüklerinden midir ,kardeş olduklarındanmıdır bilinmez 80 damızlık veliferamın neredeyse yarısı erkekti kavga gözlemlemedim. Diğer balıklara karşı sertlikte de bulunmamaları beni ek külfetten kurtarmıştı. Akvaryum 200 damızlık balıkla o kadar kalabalık olmuştuki popülasyon 5. aydan sonra dengeye bindi. Artık doğan yavrular kaçamayacak derecede sık balıkla donanmıştı akvaryum. Buradanda çıkardığım sonuç siz balıkları dağıtmazsanız dahi balıkların çoğalması zaten sekteye uğradığından popülasyon bi süre sonra dengeye oturuyor.

Bitki sorunum çok oldu ,şöyleki 2 ayda bir 10 lt lik bidon dolusu budama yapıyordum. Özellikle çamların agresif ve sınırsız büyümesi beni deli etmiş bu yüzden tüm çamları söküp çöpe atmıştım. Akvaryuma harcadığınız zaman arttıkça akvaryumdan tiksiniyor insan. Budama zaman alıyor ,dış filtre bakımı zaman alıyor ,su ekle ,balık besle ,ölü yaprak temizle ,salyangoz temizle ,bitki seyrelt ,hastalık olur bakım yap derken ciddi zaman kayıpları başlıyor.Ne kadar aza indirebilirim bunun derdine düşüyorsunuz zamanla. Bu işe gönül verdiyseniz bunlar tatlı uğraşlardır ayrı mesele ,o kadarda gözümüzü korkutmayalım :) .

Lepistesler bilindiği gibi çokta sakin balıklar değiller. Ortam ne kadar geniş olsada bazen birkaç lepistesin kapıştığına şahit olabiliyorsunuz. Betta gibi birbirlerine kabarıp korkutmaya çalışıyorlar. Platiler tahminimden daha hızlı balık çıktılar. Jet gibi bir o tarafa bir bu tarafa sorti yapıp duruyorlar.Akvaryumdaki en canlı renklere ve en hareketli yapıya sahip balıklardı. Veliferalar iri cüsselerinin verdiği avantajla hep yemin en tatlı kısmını kapıyorlar. Alta döküldükçe diğer canlılar faydalanabiliyor.Elma salyangozlarım bu kurulumda hüsrana uğradılar. Gerek adi salyangoz sayısındaki artış ,gerekse balık nufusundaki artıştan olsa gerek kabuğundan çıkamadıklarından ve buna bağlı yem ihtiyaçlarını karşılayamadıklarından telef olup gittiler. Bu arada sudaki O2 dengesizliği veya amonyak fazlalığından an çok etkilenen salyangozlar oluyor. Tüm salyangozlar zemini terkedip cama tırmanmışsa su değişimi yapıp suya O2 verme zamanı gelmiş demektir. Bitki sayısının çokluğu ışık yokluğunda sudaki oksijenin sınıra dayanmasına ve toplu balık ölümlerine neden olabilir. Bu konuda dikkatli olmalısınız. Gerekirse suya sürekli hava taşı ile hava verilmelidir.

Umarım bu yazı az çok kafanızdaki karanlığı aydınlatmıştır. Bu konu üzerine sayfalarca yazılabilir,saatlerce konuşulabilir. İlerleyen günlerde bu yazıyı farklı bir boyutta ele alacağım. Beslenme ,bitki bakımı ve aydınlatma üzerine amatör seviyede derinlere ineceğim bir yazı olacak.  Kendi deneyimlerim sonucu hızlı üreyen balığı elden çıkarmanında zor olduğu bir memlekette beslemenin mantığının olmadığına karar verdim. Canlı doğurana başlayacaksanız bir kez daha düşünün. Yem masrafı ,hızlı gelişim,hızlı üreme,bakım yükünün artması vs… Buna hazırmısınız ?

Canlı Doğuran Akvaryumu İnceleme 5.00/5 (100.00%) 1 vote
Hits: 780

Yorumlar

yorumlar

Leave a Reply

Yada